No: 292 0 Yorum 18 Okunma

Maladaptive Daydreaming nedir?

 

Senato
*
Konu sayısı:  
26
Mesaj sayısı:  
42
En İyi Görüş Puanı:  
0

11-12-2020, 03:15 PM
Maladaptive Daydreaming nedir?
İki kelimeyle gün düşü anlamına gelen daydreaming kavramının özeti; kişinin gün içerisinde sık sık hayal kurmasıdır.

Bu bir hastalık değildir. En azından bilim bunu bu kategoriye sokmadı. Fakat bir çok deney bu olayın obsesif kompulsif bozukluğu gibi rahatsızlıklardan dolayı oluştuğuna ve beynimizin bu rahatsızlıkları durdurmak için koruma amaçlı davrandığını söylemekte. Tabiri caizse beynimiz hata vermemek için hayal dünyası oluşturup bizi oraya atıyor.

[Resim: bored_boring_boy_daydreaming_drops_of_wa...6609.jpg!d]

Uyanıkken bir nevi rüya görüyorsunuz, kendinizi orada hissediyorsunuz.
Olmak istediğiniz kişi hayalinizde yeni bir şeyler başarıyor.
Siz ise yerinizde sayıklıyorsunuz.
Zaman akıp geçiyor, işlerinizi bitiremiyorsunuz.
Bununla birlikte odaklanma sorunu da oluşuyor.
Anı yaşayamıyorsunuz.
Zira siz, gerçek dünyada mutlu olmayan bireylersiniz.

Gerçek hayatta mutlu olamayınca, sanal dünyanız size hediye sunuyor.
İşte burada yapmanız gereken ne biliyor musunuz?
O hediyeyi kabul etmemek.
Çünkü o hediyenin içinde sahte mutluluklar var ve bu sahte mutluluk dağda yuvarlanan kar topu gibi büyüyüp; sizi eziyor.

İşin kötü yanı bu hediye ücretsiz değil, karşılığında zamanınızı veriyorsunuz.

Tavsiye notu: Sosyalleşmek ve mindfulness

Ayrıca daydreaming hakkında doğru düzgün hiçbir kaynak yok.
Milyonlarca insan farkında olmadan bununla yaşıyor, adını sanını bile bilmiyorlar. Eğer bunu bir psikolojik rahatsızlık olarak görürseniz işte orada sıkıntı başlar.

Lütfen kendinize şu soruyu sorun:
Gerçekten bu döngü günlük yaşantınızı ciddi bir şekilde etkiliyor mu?
Eğer cevabınız hayır ise sıkıntı yok.
Fakat cevabınız evet ise yapmanız gereken tek şey aklınıza bu düşünceler geldiğinde durmak, düşünmemek.
Uzun bir süre bunu deneyince artık gerçekleşme ihtimali olmayan hayalleri kurmuyorsun. Bu düşünceler çoğunlukla yalnız bireylerde ortaya çıkıyor. Yalnız olunca hayatı sorguluyoruz, bu sorgulama aşaması yanında kaygı bozukluğu getiriyor.
Kaygılanan her birey kaygısızlık ister. -Lütfen Ataraxia isimli makalemizi okuyun- 
Bu dürtüyü ise mutluluk hormonu salgılatarak kapatmaya çalışır.
Bazıları bunu sigarayla.
Bazıları kumarla.
Bazıları yemek yiyerek. (Obez insanların kendimi durduramıyorum demesinin bir sebebi de bu.)
Bazıları bunu uyuşturucuyla.
Bazıları hobileriyle.
Bazıları ise hayal kurarak geçici mutluluk hormonu salgılatıyor.

Çok sık hayal kurmanın odaklanma, zaman çalma, hayatta değil düşte yaşama, kişinin asıl hedefini unutması, anı değil olmayan gerçek durumlarda yaşaması durumunda gerçekliği gerçeklik yapan unsurlarla karşılaşması sonucu sahip olacağı diğer psikolojik rahatsızlıklar, hayalindeki kişi olan şahsı benimseyip özünü kaybetmesi ve ardından yeni bir alter egoya sahip olması gibi hayatı ciddi derecede etkileyen problemlerle karşılaşmasıyla sonuçlanıyor. Bunlar bunun zararları iken yaratıcılık gibi yararlarını da göz ardı etmemek gerekiyor. 

Bu hayalleri kurdukça alter egonuz gelişiyor. Bu ego, olmak istediğiniz kişiyi temsil ediyor.
Yeri gelince maskesiz dolaşırken, yeri geliyor bu alter egonun maskesini takarak dolaşıyorsunuz.
Burada sıkıntı yok.
Sıkıntı olan maske takma olayının daimi olarak sağlanıp, birden fazla maskeye sahip olunması. Bu ise Dissosiyatif Kişilik Bozukluğunu beraberinde getiriyor. 


Size çözüm yaratacak önerim gece yatınca gerçekleşme ihtimali olmayan hayalleri kurmamak.
Çünkü ben her zaman insan beyninin gece düşünüp hayal ettiği bireye ulaşmak için çaba harcadığını ve asli hedefini bu olarak kabul ettiğini düşünmüşümdür. 
Asli hedefiniz değişirse, siz de değişirsiniz zira insan hayalini gerçekleştirmek için yaşar. Gece yatmadan önce yarın yapacaklarınızı düşünün. Hayal kurma aşamasında ise gerçekleşme ihtimali yüksek olan, asıl hedefini düşün. Diğerleri asla gerçekleşmeyecek. Hayal kurun ama hayal kurarken baş karakter siz olmayın. Eğer bunların hiçbirinin oluşmasını istemiyorsanız bu boşluğu farklı şeylerle doldurun. İçe kapanık olmanızı gerektirecek durumlarda sanatla uğraşın ve hayal gücünüzü buna aktarın. Sosyalleşin, topluluktan kaçmayın; insanın sosyal bir varlık olduğunu ve toplumdan kendini soyutlamasının iyi sonuçlar doğurmadığını unutmayın. Anda kalın ve şu anı yaşayın. O Godot hiçbir zaman gelmeyecek. 



Not: Yazılanların çoğu bilimsel temellidir fakat bu bir köşe yazısıdır. Lütfen bir psikolojik rahatsızlığınız varsa bunu psikologa giderek çözebileceğiniz gerçeğini aklınızdan çıkarmayın. 
                          
[-]
  

Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5



Foruma Git:

Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi